5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) 158/k maddesinde (haksız sigorta bedeli almak için) işlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna yer verilmiştir. Çalışmanın bundan sonraki kısmında sigorta dolandırıcılığı olarak ele alınacak olan bu suç 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nda yer verilen ve yasa koyucunun birden çok hukuki yararın korunmasını hedef aldığı önemli bir düzenlemedir. Anılan düzenlemenin amacı malvarlığı ve kişi iradesi ile beraber ekonomik düzenin ve bu bağlamda sigortacılık sektörünün korunmasıdır. Yapılan yasal düzenlemeler kapsamında bu çalışmamızla sigorta dolandırıcılığı suçunu ortaya çıkan suç eylemleri, mahkeme içtihatlarındaki yansımasıyla birlikte mevzuatın uygulama durumunu ortaya çıkarmayı hedefledik. Tüm tedbirlere ve yasal düzenlemelere rağmen uygulamada sigorta suiistimali/hilesi olarak değerlendirilen çeşitli sigorta dolandırıcılığı olgularının varlığı hem sigorta sektörünü hem de primlerini ödeyen dürüst vatandaşı zarara uğratmaktadır. Bu bağlamda sigorta suiistimallerinin yalnızca sigortacılar üzerinde değil sigortacıların müşterileri üzerinde de etkisi bulunduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. Sigorta suiistimalleri ile ortaya çıkan maddi kaybın dürüst sigortalılara yansıtılması ile primler orantısız bir şekilde yıldan yıla yükselmektedir. Buna paralel olarak, trafikteki sigortasız araç sayısı da artmaktadır. Araştırmalara göre 2016 yılı ilk ayı itibariyle bu şekilde trafiğe çıkan araç sayısı %20’ye yaklaşmıştır.1 Literatürde sigorta dolandırıcılığının cezai sorumluluğunun ele alındığı araştırmaların azlığı dikkat çekmektedir. Gerek söz konusu suçu düzenleyen TCK’nın ilgili hükmün gerekçesinde gerekse de TCK şerhlerinde yapılan açıklamaların yetersiz olduğu göz önüne alındığında yapılan bu çalışmanın literatüre katkısının olması hedeflenmektedir. Bu çalışma, sigorta suiistimallerinin sigorta sektörü ve sigorta yaptıranlar açısından önemli bir problem olduğu, öte yandan TCK’da düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun söz konusu problem için önemli bir düzenleme olduğu varsayımına dayanmıştır

 

Çalışma, sigorta sözleşmesi, sigorta suiistimali, nitelikli dolandırıcılık suçu kavram ve olgularıyla sınırlıdır. Öte yandan Türkiye’de sigorta suiistimallerinin %94’ü araç sigortaları üzerinden gerçekleştirildiği için özellikle araç sigortaları üzerinden örneklere yer verilmiştir. I. SİGORTA KAVRAMI VE SİGORTA SUİİSTİMALLERİ A. SİGORTA KAVRAMI Sigorta, aynı türden tehlikeye karşı karşıya olan kişilerin belirli bir miktar para ödemesi yoluyla toplanan tutarın sadece o tehlikenin gerçekleşmesi sonucu fiilen zarara uğrayanların zararını karşılamada kullanıldığı bir risk transfer sistemidir. 2 Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1263. maddesinde, “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde sigorta kavramı tanımlanmıştır. Yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1401 ve 1520. maddeleri arasında sigorta hukukuna ilişkin esaslar, 1401-1452 maddeleri arasında genel hükümler, 1453-1520 maddeleri arasında ise sigorta türlerine ilişkin özel hükümler3 , Kanun’un 1487. maddesinde hayat sigortası, 1507. maddesinde kaza sigortası, 102-123 maddeleri arasında ise acentelik hususları düzenlenmiştir. B. SİGORTA SÖZLEŞMESİ TTK’nın 1401. maddesinde, sigorta sözleşmesine yer verilmiştir. Buna göre sigorta sözleşmesi: “Sigortacının bir prim karşılığında kişinin para aile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme”dir. 

 

TTK’nın 1450. maddesi “sosyal güvenlik kurumları ile yapılan sözleşmeler hakkında, kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadıkça, bu Kanun hükümleri uygulanmaz” hükmünü amir olduğu için taraflardan birinin SGK olduğu işlemlerde TTK hükümleri nazara alınmayacaktır. C. SİGORTACILIK SUÇLARI TCK’da düzenlenmiş bulunan dolandırıcılık suçunun nitelikli halinden dolayı sigortacılık suçları denildiğinde anlaşılan çoğu kez sahte veya gerçek dışı tazminat talepleri şeklinde irtikâp edilen ve sigorta şirketlerine karşı işlenen suçlar anlaşılmaktadır.4 Türkiye’de sigorta konusunda uygulanan TTK’dan başka, uzun süredir uygulanan 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu, (SMK) 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (SK) ile yürürlükten kaldırılmıştır. SK’nın amacı aynı Kanunu’nun 1.maddesinde “Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.” şeklinde belirtildiğinden anılan Kanun’da sigorta suiistimalleri ya da sigorta dolandırıcılığı ile ilgili cezai hükümler ihdas olunmamıştır. Dolayısıyla söz konusu suçlar hakkında TCK’nın ilgili hükümleri tatbik edilecektir. D. SİGORTA SUİİSTİMALLERİ Sigorta suiistimalleri, kötü niyetli kişilerin, haksız kazanç elde etmek amacıyla bilinçli biçimde, poliçe düzenlenmeden önce veya sonra sigorta şirketlerini aldatması olarak tanımlanmaktadır. Aldatma bir sigortacının gerçeği bilmesi durumunda düzenlemeyeceği bir sigorta poliçesini, yanlış bilgi vermek veya önemli bir hususu gizlemek suretiyle, düzenlenmesini sağlamak şeklinde gerçekleştirilebilir. Bunun dışında poliçe düzenlendikten sonra yapılacak her türlü sahtekârlık da aldatma kabul edilmektedir. 

 

Sigortalı olanın teminat bedelinden faydalanabilmesi için poliçede belirtilen genel ve özel şartlara uyması gerekmektedir. Aksi durumda sigortalı olan sigortadan faydalanamayacaktır. Örneğin “araç çalınması” klozlu5 kasko sigortası kapsamında sigortalı olan aracın, aracın kontak anahtarının unutulması nedeniyle ya da araç satın almak bahanesiyle deneme sürüşü yapan kişilerce çalınması durumlarında sigortalı aracın bedelini sigorta şirketinden talep edilemeyecektir. İşte bu şartlara uymama sonucunda ortaya çıkan benzer durumlar nedeniyle sigorta bedeli alamayacak olan bazı sigortalılar sigorta hilesine başvurmaktadır. Sigorta suiistimalleri sonucunda hem sigortacılar suiistimallerin yol açtığı fazla maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadırlar hem de sigortalılar bu maliyetlerin poliçelere yansıması ile mağdur duruma düşmektedirler. Sahte hasar ihbarları ve bu ihbarların araştırılmasından doğan giderler dürüst müşterilerin prim fiyatlarının artmasına neden olmaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre suiistimaller nedeniyle Avrupa’da sigorta primleri her yıl 60 Euro artmaktadır. Bu kapsamda Türkiye’deki hasar ödemelerinin %10-30 oranında suiistimal kaynaklı olduğu düşünülmektedir.6 Çoğu sigorta kolunda sigorta hileleri gerçekleştirilebilmektedir. Mesela sigortalı tarafından faydalanılmayan sağlık hizmetlerinden faydalanmış; kullanılmayan tıbbi malzemelerin kullanılmış olarak gösterilmesi sağlık sigortası hilesine; işyerindeki malzemelerin çalınmış gibi gösterilmesi de işyeri sigortası hilesine örnek olarak gösterilebilir. Kişileri sigorta hilelerini yapmaya iten temel motivasyonun finansal olarak sağlanacak fayda olduğu belirtilmiştir.7 Sırf bu faydanın sağlanabilmesi için kişiler kasıtlı olarak veya istemeden masum kişilere zarar dahi verebilmektedirler. Kasıtlı zarara örnek olarak, iş yeri sigortası yaptırmış kişinin sigorta tazminatından faydalanabilmek için kendi iş yerini yakması gösterilebilir. Bunun dışında, sigortalı eşyaya zarar verilirken o anda orada bulunan kişiye/mal varlığına da zarar verilebilmektedir. Kişinin araç sigortasından haksız biçimde tazminat talebinde bulunabilmek için aracını kundaklaması sırasında, tesadüfen oradan geçen aracın alev alması ve olay ile hiçbir ilgisi olmayan araç sürücüsünün ölümüne neden olması bu zararlara örnek olarak verilebilir. Uygulamada sigorta suiistimal vakaları iki farklı süreçte yoğunlaştığı görülmektedir: Poliçe düzenlendiği aşamada sigorta şirketinin normal şartlarda yapmayacağı sözleşmeyi yapmasını sağlamak amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi vermek veya önemli bir hususu gizlemek; hasar aşamasında ise kasıtlı olarak bir hasar meydana getirmek ya da meydana gelen hasarın miktarını olduğundan fazla göstermek.8 E. TÜRKİYE’DE SİGORTA SUİİSTİMALLERİ Sigorta alanında en çok suiistimal araç sigortalarında gerçekleşmektedir. Bu alandaki hasar ödemelerinin yaklaşık %10-30’unun hileli davranışlar sonucunda ödendiği, tahmini suiistimallerin maliyetinin ise yılda 1,4 milyar TL ile 1,7 milyar TL arasında olduğu belirtilmektedir.9 Malum olduğu üzere Türkiye’de araçların trafiğe çıkması için zorunlu mali sorumluluk (trafik sigortası) sigortasının yaptırılmış olması gerekmektedir. Zorunlu olan bu sigorta kazalarda oluşan can kayıplarına karşı kusurlu tarafın ödeyeceği tazminat için teminat oluşturmaktadır. Ayrıca, kendi aracında meydana gelebilecek hasarlarda, yüksek maliyetten kaçınmak isteyen araç sahibinin kasko adı verilen ayrı bir sigorta yaptırması gerekmektedir. Yapılan araştırmalara göre araçlarla ilgili sigorta sahteciliği birçok yöntemle yapılabilmektedir. Bunlar; • “Sahte kaza tespit tutanağı %51, • Sahte belge %7, • Planlanmış hasar %16, • Kendi malına zarar verme %3, • Hasar sonrası sigortalatma %10, • Diğer %13” olarak ifade edilmiştir. 10

 

II. SİGORTA DOLANDIRICILIĞI SUÇU A. GENEL AÇIKLAMALAR Dolandırıcılık suçu, mülga TCK’da; “Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak, hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına haksız bir yarar sağlamaktır”11 şeklinde; yürürlükteki TCK’da ise, bir kimsenin, “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması” biçiminde tanımlanmıştır. Dolandırıcılık suçunun en temel özelliği; failin sahip olduğu kurnazlık, plan yapma, uyum sağlama ve ikna kabiliyeti ile mağdurların tecrübesizliğinden, dikkatsizliğinden faydalanarak menfaat elde etmesidir. Bir başka deyişle, bu suçta fail, hileli hareketlerle mağduru gerçeğe aykırı hal ve vakıaların varlığına inandırarak, amacı doğrultusunda mağdurda belirli bir fikir ve hayaller oluşturarak sonuca ulaşır.12 Görüldüğü gibi, dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyi niyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestîsinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır.13 TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlıklı dokuzuncu bölümünde yer alan “Dolandırıcılık”, “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak” olarak tanımlanmaktadır (TCK md.157). Dolandırıcılığın “basit” hali TCK’nın 157. maddesinde, “nitelikli” hali 158. maddesinde ve “daha az cezayı gerektiren hali” de 159. maddesinde düzenlenmiştir.14

Sigorta dolandırıcılığı ise; kötü niyetli kişilerin haksız kazanç elde etmek/sigorta bedeli almak amacıyla sigorta evraklarında sahtecilik yaparak ya da sair maddi olgularla (örneğin sigortalı işyerinde işyeri sahibinin kendisinin yangın çıkarması,15 sigorta şirketini bilerek kasıtlı biçimde aldatması) ortaya çıkan suçlardır.16 Sigorta dolandırıcılığı suçu poliçe düzenlemesinden önce veya sonra gerçekleştirilebilir. Sigorta bedelini almak maksadıyla irtikâp edilen dolandırıcılık suçu TCK’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde hüküm altına alınmıştır.17 Maddenin bu bölümüne ilişkin gerekçesinde; “Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kimse olması şart değildir. Keza sigorta edilen riskin türü de önemli değildir” açıklamalarına yer verilmiştir. Kanun koyucu hangi tür sigorta olursa olsun ayrım gözetmeden sigorta yapma yetkisini haiz bir sigorta şirketinden hakkı olmayan bir sigorta bedelinin kısmen veya tamamen alınmış olmasını nitelikli hal saymıştır.

 

(Alıntıdır)

Uğur ARSLAN

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Programı Öğrencisi